Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları

Kulak Burun Boğaz bölümünde; kulaklar, burun ve sinüs boşlukları, dudaklar ve ağız boşluğuna ait yapılar, geniz, yutak ve gırtlak hastalıklarının yanı sıra, tiroid ve paratiroid bezi ve tüm tükrük bezlerinin hastalıkları, baş-boyunla ilgili yapıların anomalilerinin tanı ve cerrahi tedavisi için modern ve yüksek teknolojik yöntemler kullanılmaktadır. Kulak Burun Boğaz poliklinik muayenelerinde endoskopik ve mikroskopik muayene yöntemleri kullanılmakta olup işitme ve denge sistemi hastalıklarının tanısına yönelik tetkikler bölüm bünyesindeki odyoloji laboratuvarlarında gerçekleştirilmektedir. 

Kulak Burun Boğaz Bölümünde Teşhis ve Tedavi Edilen Hastalıklar

Otoloji/nörootoloji: Dış, orta ve iç kulağın doğumsal anomalileri, eneksiyöz ve travmatik hastalıkları ve kanserleri, duyma ve dengeyi etkileyen sinir yolları ile ilgili bozuklukları kapsayan kulak hastalıklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi:

  • Kronik orta kulak hastalıkları cerrahisi (kulak zarı deliklerinin onarımı, kulak kemikciklerinin onarımı, kolesteatom cerrahisi),
  • Yüz siniri felcinin tıbbi ve cerrahi tedavisi,
  • Meniere Hastalığının tıbbi ve cerrahi tedavisi,
  • Kulak kemikciği kireçlenmesinin (otoskleroz) cerrahi tedavisi,
  • Kulak kepçesi, dış kulak yolu, orta kulak tümörlerinin cerrahi tedavisi
  • Kemiğe ameliyatla yerleştirilebilen işitme cihazı takılması,
  • Koklear implant (biyonik kulak) uygulanması.

Pediatrik otolarengoloji : Çocuklarda kulak, burun ve boğaz hastalıklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi :

  • Bademcik ve geniz eti ameliyatı,
  • Kulak zarına tüp takılması,
  • Doğumsal boyun kitlelerinin cerrahi tedavisi.

Baş boyun bölgesi: Tiroid ve paratiroid cerrahisi ile birlikte baş ve boyunda görülen tümörlerin (kanser ve kanser dışı) tıbbi ve cerrahi tedavisi:

  • Dudak kanserlerinin cerrahi tedavisi,
  • Ağız boşluğu, dil ve bademcik tümörlerinin cerrahisi,
  • Geniz, yutak ve gırtlak kanseri cerrahi tedavisi,
  • Çene altı (submandibuler) ve kulak önü (parotis) tükrük bezlerinin cerrahisi,
  • Yüz cildi ve kemiklerinin, sinüs kanserlerinin cerrahi tedavisi,
  • Yüz kemiği kırıklarının (burun ve çene kırıkları) onarılması,
  • Boyun lenf bezlerinin temizlenmesi için diseksiyon ameliyatları.

Yüz plastik ve rekonstrüktif cerrahisi: Yüz ve boynun kozmetik, işlevsel ve onarıma ihtiyaç duyan anormalliklerinin tedavisi:

  • Rinoplasti (burun estetiği),
  • Otoplasti (kepçe kulak anomalilerinin düzeltilmesi),

Rinoloji: Burun ve sinüs boşluklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi

  • Septum deviasyonu (septoplasti) ameliyatı,
  • Burun içi etlerinin (konka) radyofrekansla küçültülmesi,
  • Burun poliplerinin cerrahi tedavisi, Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS).

Larengoloji: Ses bozukluklarının tıbbi ve cerrahi tedavisi:

  • Ses teli nodül ve poliplerinin cerrahi tedavisi,
  • Ses teli felcine bağlı bozuklukların tıbbi ve cerrahi tedavisi.

Alerji: Üst solunum yollarının allerjik hastalıklarının tanı (alerji testleri) ve tedavisi.

Odyoloji: Bölümümüz bünyesinde bulunan odyoloji biriminde saf ses odyometrisi, timpanometrik incelemeler, stapes refleksi testi, otoakustik emisyon, yenidoğan işitme taraması ve BERA testleri yapılmaktadır.

Fasiyal Estetik

Rinoplasti

Rinoplasti burnu yeniden şekillendirme ve yapılandırma ameliyatıdır. Amaç burnu fonksiyonel ve estetik açıdan daha iyi hale getirmektir. Aynı zamanda burnun orta bölmesinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) varsa rinoplasti ameliyatı ile birlikte bu eğriliklerin de düzeltilmesi mümkündür.

Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burnu yapmaktır. Bu cerrahi mevcut burun üzerine yapılacağından, sahip olunan burun da operasyon başarısını etkilemektedir. Yani sizin cildinizin kalınlığı, mevcut kıkırdakların inceliği ve formu yara iyileşmeniz ve daha önce geçirdiğiniz burun ameliyatı, başarı oranını belirler. Amaç yüzünüzle uyumsuz bir burun yapmak değildir. Bu nedenle tek başına en güzel burnu yapmak sorunları çözmeyecektir. Yüzünüze en uygun burnu yapmak en başarılı sonuç olarak kabul edilir. Başka bir insanın burnunu örnekleyerek talepte bulunmak da dolayısıyla yanlıştır. Ameliyatlı olduğu izlenimi vermeyen güzel bir burun ortaya çıkmış ve ameliyat öncesinden daha iyi bir nefes alma sağlanmış ise, ameliyat başarıya ulaşmış demektir.

Burun estetik ameliyatları dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlardır. Ameliyat süresi yapılacak işlemin kapsamına göre genellikle iki saat ile beş saat arasında değişir. Ameliyat sonrası burun kemiğine müdahale varsa morluk ve şişlikler olabilmekte fakat eskiden uygulanan cerrahi tekniklere göre çok daha az oranda görülmektedir. Ameliyat bitiminde burun içerisine genellikle bir miktar nefes almaya da izin veren silikon tamponlar yerleştirilir ve burun dışına da küçük bir alçı ve flasterler uygulanır.

Ameliyat sonrası genellikle korkulduğu gibi ağrılı geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle bu dönem oldukça rahat geçecektir. İki gün sonra burun içi silikon tamponlar boşaltılır ve nefes almanız normale döner. Bu tampon çıkarma işlemi eski klasik bez tamponların çıkarılması işlemine göre çok daha ağrısız bir işlemdir ve çok kısa sürer.

Otoplasti

Otoplasti, kulak kepçesi görünümünün düzeltilmesi için yapılan ameliyata verilen isimdir. Otoplasti ameliyatı ile, halk arasında kepçe kulak olarak da adlandırılan, aşırı belirgin görünümlü kulak kepçesi düzeltilebileceği gibi, doğumsal veya travma benzeri sebepler yüzünden gelişmemiş veya görüntüsü bozuk olan kulak kepçesi ve kulak memesi yeniden şekillendirilebilir. Kepçe kulak özellikle çocukluk çağında sosyal ve ruhsal açıdan olumsuzluklara neden olur. Büyüdükçe kreş, yuva, okul gibi sosyal ortamlara giren çocuklar, kulaklarının görünümü nedeni ile acımasız tepki ve eleştirilere maruz kalabilirler. Arkadaş ortamlarında alay konusu olma, dışlanma, özgüvende ve kişilik gelişiminde sorunlara yol açabilir; iletişim bozukluklarına, okul başarısızlığına ve özgüvende azalmaya neden olabilir. Bu nedenle genel olarak otoplasti ameliyatları için en doğru zamanın okul öncesi olduğu kabul edilmektedir. Erişkinler de sosyal ortamlarda dezavantaj olarak algılanabilen bir görünümden kurtulmak, saçlarını kulaklarının üzerinde toplayabilmek ya da rahatça kısa kestirebilmek gibi gerekçelerle otoplasti ameliyatına ihtiyaç duyabilir.

Ameliyat sonrasında genellikle ciddi ağrı olmaz; ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilen hafif bir ağrı beklenebilir. Bir hafta süreyle gündüz ve gece kafa bandı uygulanır; sonraki birkaç hafta ise kafa bandının sadece geceleri takılması istenir. Çocuklar bir hafta sonra okula başlayacak duruma gelirken, erişkinler işlerine daha erken dönebilirler. 

Endoskopik Sinüs Cerrahisi

Burun çevresinde, alında, göz küresinin arkasında, üst çene kemiğinde bulunan içi hava dolu boşluklara sinüs denir. Sinüslerde yaklaşık olarak günde yarım litre salgı oluşur. Eğer sinüs içine hava giriş çıkışı bozulur ise (nezle, grip, burun kemiği eğrilikleri, polipler, geniz eti, vs.) mikroplar üremeye, çoğalmaya başlar. Böylece sinüs mukozası iltihaplanır. Bu “akut sinüzit” dediğimiz durumdur. Eğer sebep ortadan kalkarsa sinüs tekrar havalanmaya ve sağlıklı haline kavuşmaya başlar. Aksi takdirde olay devam eder ve bu süreç 3 aya kadar uzar ise “kronik sinüzit” meydana gelir. Akut sinüzitte tedavi kolay ve süreç kısa iken, kronik sinüzitte tedavi zor, çoğunlukla da cerrahi yöntemlere başvurulması gerekir.

Sinüzitin Belirtileri Nelerdir?

Burun tıkanıklığı burun akıntısı, halsizlik, hafif ateş, alında, göz arkasında, üst çenede ağrı ve hassasiyet olabilir. Burun akıntısı sarı-yeşil renge dönüşen bir soğuk algınlığı durumunda akut sinüzitten şüphe edilmelidir. Sinüzit tanısı hastalığın öyküsü ve endoskopik muayene ile konabilir. Ama kesin tanı radyolojik tetkikler ile konur. Direkt grafiler tanıya fazla katkı sağlamadıkları için  gerektiğinde bilgisayarlı tomografi en iyi tanı yöntemidir. Sinüs tomografisine kronik sinüzit dışında çok fazla başvurulmaması gerekir.

Sinüzitin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine cevap verir. Kronik sinüzit için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir. Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) sinüzitin tedavisinde en etkili cerrahi yöntemdir. Ameliyat gereken hastalarda tecrübeli hekimlerce yapılan bu cerrahi yöntemle sonuçlar oldukça başarılıdır. Kronik sinüzitte genellikle 2-3 haftalık antibiyotik tedavisini takiben tomografi çekilerek cerrahiye karar verilir. Cerrahi müdahale tercihen genel anestezi ile yapılır. Ameliyat sonrası burun içinin temizlenmesi ve hekimin tavsiyelerine önemle uyulmalıdır.

Burun Polipleri

Burun polibi, burun ve sinüsleri döşeyen zarın (mukoza) müzmin iltihabi hastalıkları nedeniyle gelişen mukoza baloncuklarıdır. Yumuşak kıvamda, birbiriyle birleşip üzüm salkımı tarzında yapılar oluşturmaya meyillidirler. Bazen burundan dışarı sarkacak derecede büyüyebilirler. Erkeklerde daha fazla görülürler. En sık şikayet olarak burun tıkanıklığı görülür. Hapşırma, kaşıntı, burun ve geniz akıntısı olabilir. Horlama ve uyku apnesi görülebilir. Koku ve tat alma bozuklukları ortaya çıkabilir. Tanı direk veya endoskopik muayene ile kolaylıkla görülebilir. Tomografide sinüslerdeki polipleri de görüntülemek mümkün olur. Burun poliplerinde en etkili ilaç kortizondur. Kortizon ile rahatlama sağlanamazsa cerrahi tedavi planlanır. Son yıllarda “shaver” denen cerrahi aletlerle burun polibi ameliyatlarında daha az kanama olmakta ve ameliyat süresi kısalmaktadır.

Orta ve İç Kulak Cerrahisi

Seröz Otitis Media (Seröz otit, Efüzyonlu Otitis Media)

Orta kulak boşluğu, östaki kanalı adı verilen bir kanalla, burun boşluğunun arkada bağlandığı  boşluk olan genizle bağlıdır. Yutkunma ve çiğneme kaslarının uzantısı olan bazı kaslar, her 3-4 yutkunmada bir östaki borusunun genize açılan girişini açar ve orta kulaktaki birikmiş salgılar ve oksijeni azalmış hava genze, burundan gelen temiz hava ise orta kulağa girer. Bu hava ve sıvı geçişinden sonra östaki kanalı kendiliğinden kapanır. Çocuklarda bu kanal tam anlamıyla gelişmemiştir. O yüzden çocuklarda orta kulak enfeksiyonları daha sık görülür. Ayrıca östaki kanalının ağzı yine çocuklarda sık görülen büyük geniz eti tarafından kapanması, genizden hava geçişinin durmasına neden olur. Uzun süre orta kulak boşluğuna hava geçemediğinde, orta kulak boşluğu buradaki dokulardan salgılanan bir sıvıyla tamamen dolabilir. Normalde havanın olması gereken orta kulak boşluğunda bu şekilde sıvı toplanması durumuna “seröz otit” adı verilir. Seröz otit genellikle hafif bir işitme kaybı dışında belirti vermez.

Tanıda ilk olarak fizik muayenede kulak zarının görüntüsü önemli ölçüde bilgi verir. İşitme ve ortakulak basıncını ölçen timpanometri testleri tanıyı kesinleştirmede faydalı olur. Erişkinlerde sebebi mutlaka ortadan kaldırmak sonra kulağa müdahale gerekir. Çocuklarda neden geniz eti ise, seröz otit olması geniz etinin alınması için yeterli sebeptir. Seröz otitis media tespit edilmiş bir çocukta timpanogram değerleri alındıktan sonra 20 günlük antibiyotik tedavisi (gerekirse 2 veya 3 defa tekrarlayarak) sonrasında kulak muayenesi ve timpanogram değerleri ile karşılaştırarak ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalara kulak zarına tüp tatbik edilmesine karar verilebilir.

Kronik Otitis Media

Kronik otitis media (kronik orta kulak iltihabı) hastalarının orta kulağında oluşan kronik hastalığı gidermek için yapılan, kulak zarı deliğinin kapatıldığı, kulak kemikçiklerinde varsa harabiyetin düzeltildiği, onarıldığı ameliyata verilen addır. Bu ameliyatın birkaç alt türü vardır.

Miringoplasti: Sadece kulak zarındaki deliğin tamir edilmesi.

Ossiküloplasti: Zar sağlamdır. Sadece işitmenin düzeltilmesi için kulak kemikçiklerindeki harabiyet onarılır.

Mastoidektomi: Kulak arkasındaki kemiğin içerisinde bulunan hücreler (mastoid hücreler) temizlenir.

Kronik orta kulak hastalığı olanlarda orta kulak veya kulak kemiği içindeki hava boşluklarında dökülen dış kulak yolu derisi veya kulak zarı dış tabakası hücrelerinin oluşturduğu parlak beyaz renkte kitleler olan “kolestetom” oluşmasıdır.  Bu kitlelerin önemli özelliği soğan zarı gibi sarmal şeklinde büyümesi, büyüdükçe de kemik kısımlara baskı yaparak kemik erimesine yol açmasıdır. Kronik orta kulak iltihaplarında en çok komplikasyona yol açan şey bu kolesteatomlar önüne gelen her şeyi eriterek tahrip eder. Yüz siniri kanalını eriterek sinirin hasar görmesine sebep olur. Orta kulaktaki iltihap beyne veya beyinciğe yayılarak menenjite ve beyin apsesine yol açar. Dolayısıyla, kolesteatomlu kronik orta kulak hastasının mastoidektomi ameliyatı olması zorunludur.

Otoskleroz (Orta Kulak Kemikçiklerinde Kireçlenme)

Otoskleroz, iç kulağı çevreleyen kemik kapsülün kontrolsüz bir şekilde yer yer kireçlenmesidir. Bu kireçlenme odağı daha çok, üzengi kemikçiğinin (stapes) iç kulağa komşu olduğu kemik kapsül kısmında oluştuğundan, stapes kemikçiği bu kireçlenmeden en fazla etkilenir. Stapes kemikçiği hareketleri bozulur, hatta tamamen hareketsiz kalır. Ses dalgalarını iç kulak sıvılarına iletemez. Böylece sesin iç kulağa iletimi safhası sekteye uğramış olur. Etkilenen kulakta çınlama ve zamanla artan işitme azlığı oluşturur. Hastaların büyük çoğunluğu 20-40 yaş arası bayanlardır. Ailede işitme kaybı olan birileri çoğunlukla vardır (genetik geçiş). Bunun yanı sıra odyolojik testlerden işitme eşiği testi, timpanogram ve refleks testi tanıyı destekler. Kesin tanı sadece ameliyatla konur. Yani otosklerozun kesin tanısı da tedavisi de ameliyattır. Kulak zarı kaldırılıp üzengi kemiği hareketsizliği ve kireçlenme odağının görülmesi tanıyı kesinleştirir. Kireçlenme ile hareketsiz kalan stapes kemikçiğinin çıkartılıp, yerine protez takılması ameliyatı (stapedektomi) en bilinen cerrahi yöntemdir.

Meniere Hastalığı

İç kulağımız vücudun en karmaşık, en hassas ve en mükemmel organlarından biridir. Salyangoz ve yarım daire kanalları dediğimiz içinde sıvı ve işitme-denge organlarının bulunduğu bir kemik kapsülden oluşur. Salyangoz içinde işitme organı ve hücreleri, yarım daire kanallar içerisinde ise denge organı ve hücreleri vardır. Beyin omurilik sıvısı ve kan damarlarından salyangoz ve yarımdaire kanalları içine iki ayrı karakterde sıvı yapılır. Bu sıvılar kemik ve zar bölmelerle birbirinden ayrı tutulurlar. Bu sıvıların yapımı ve atılımı bir denge içerisindedir. Meniere hastalığında, damarlardan yapılan sıvının fazla üretimi ve/veya az atılımı söz konusudur. Meniere krizinde, hem denge hem de işitme organının içinde bulunduğu bu sıvı artar ve zar bölmeyi şişirir. Dolayısıyla Meniere krizinin bir bulgusu olan kulakta basınç hissi ve dolgunluk buna bağlı olarak gelişir. Bir süre sonra zar bölme yırtılır ve iki ayrı sıvı birbirine karışır. Birbirinden farklı yapılardaki bu sıvılar birbirlerine zehirleyici etki yaparak baş dönmesi atağını ve işitme kaybını ortaya çıkarırlar. Kulak uğultusu, bulantı ve kusma da çoğunlukla belirtilere eşlik eder.

Meniere Hastalığının Ameliyatı Var mı?

Meniere Hastalığında işitme seviyesine göre ameliyatlar farklılık gösterir. İşitmesi kötü olmayan ve vertigodan (baş dönmesi) muzdarip hastalara işitmeyi koruyan drenaj ameliyatları yapılabilir. İşitmesini kaybetmiş, baş dönmesinden aşırı derecede muzdarip olan hastalara ise, iç kulağı tahrip edici ve devre dışı bırakıcı ameliyatlar yapılabilir.

Kulak İçi Enjeksiyon

Son yıllarda intratimpanik (kulak zarının geçilip direkt orta kulağa ulaşılması) enjeksiyon gittikçe yaygınlaşmıştır. İntratimpanik enjeksiyonun en büyük avantajı tedavi için kullanılan ilacın sadece orta kulağa verilmesinden dolayı sistemik yan etkilerinin olmamasıdır. Özellikle ani işitme kayıpların tedavisinde kullanılan kortizon, ağızdan hap olarak kullanıldığında mide şikayetleri, kilo alma ve hatta mide kanaması gibi ölümcül sonuçlarla sonuçlanabilecek yan etkilere neden olabilmektedir. İntratimpanik tedavi lokal etkili olduğundan bu yan etkiler görülmemektedir.

İntratimpanik enjeksiyon aşağıdaki durumlarda uygulanabilir:

  • Ani işitme kayıpları: Aniden başlayan (3 günden kısa süreli) ve çınlama, dengesizlik ve baş dönmesinin eşlik edebildiği işitme kayıplarıdır. Bilinen tek etkili tedavisi kortizondur. İntratimpanik olarak yapıldığında ağızdan alınan kadar etkili olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Ani işitme kayıplarında erken tedavi (ilk 72 saat) oldukça önemlidir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar yüz güldürücü olmaktadır. Tedaviye geç kalındığı durumularda (1 aydan daha uzun süre olmuşsa) bile intratimpanik enjeksiyon ile sonuç alınabilmesi mümkündür.
  • Meniere hastalığı: İlaçlarla kontrol altına alınamayan baş dönmelerinde intratimpanik gentamisin uygulanabilir.
  • Tinitus (Kulak çınlaması): İlaçlarla kontrol altına alınamayan kulak çınlamalarında intratimpanik enjeksiyonlar uygulanabilir.

İntratimpanik Enjeksiyon Nasıl Uygulanır

Önce intratimpanik enjeksiyon yapılacak kulak zarı lidokain içeren sprey ile uyuşturulur. Saç teli inceliğinde olan dental uçlu enjektör ile ilaç, kulak zarından geçilerek orta kulağa verilir. Bu esnada kulak zarı uyuştuğundan dolayı ağrı hissedilmez. Östaki tüpünden dolayı genizde ilaç tadı hissedilmesi normaldir. Kulak zarında açılan delik çok ufak olduğundan kulak zarı kendini hemen onarır ve kalıcı delik oluşmaz.

Baş - Boyun Kanser Cerrahisi

Tiroid Kanserleri

Tiroid bezi cerrahisi, kulak burun boğaz branşının temel eğitimi olan baş ve boyun cerrahisi kapsamına girmektedir. Tiroid bezinde oluşan kanserlerde tiroid bezi gerektiğinde tamamen alınır ve hasta hayat boyu hap şeklinde tiroid hormonu kullanmak zorunda kalır.

Yutak Kanserleri

Yemek borusu girişinde bulunan yutak kısmının kanserlerinde erken teşhis yapıldığı zaman yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir. Yutma sırasında takılma hissi yaşayan herkesin endoskopik incelemeden geçmesi oldukça önemlidir.

Ağız İçi Kanserleri

Ağız içinde dil, bademcik, yumuşak veya sert damak kaynaklı kanserlerde erken dönemde uygulanan cerrahi tedavi yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Tükürük Bezi Kanserleri

Çene altında (submandibüler) ve yanakta kulak önünde (parotis) büyük tükürük bezleri bulunmaktadır. Parotis içinden yüz siniri geçtiği için bu tükürük bezinin cerrahisinde geçici veya kalıcı yüz felci ihtimali vardır.  Ehil ellerde yapıldığında oldukça düşük bir ihtimal olan yüz felci, tükürük bezi kanser cerrahisinde dikkat edilmesi gereken önemli bir durumdur.

Gırtlak Kanseri

Gırtlak (larenks) sesin üretildiği, akciğerlere geçen havanın ağız ve burundan sonraki ikinci kapısıdır. Bu nedenle soluk havasındaki tahriş edici ve zararlı şeylerin akciğerlerden önceki ilk temas yeridir. Gırtlak kanserinin en önemli sebebi sigaradır. Beraberinde alkol kullanımı, genetik faktörler, hava kirliliği, reflü gibi hastalıklar varsa risk daha fazla artar. 

Gırtlak kanserinin en sık görülen belirtisi inatçı ses kısıklığıdır. 10-15 günden fazla devam eden ses kısıklığı durumunda mutlaka bir KBB hekimine muayene olunması gereklidir.

Gırtlak kanseri özellikle erken dönemde yakalanmış ise kesin tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Ses telini tutan 1. evre tümörler ışın tedavisi ile veya basit bir ağız içinden müdahale ile tamamen şifaya kavuşturulabilir. Orta evrelerde de ise boğazda geçici delik açılan parsiyel larenks cerrahileri yapılabilir. Daha ileri evrelerde gırtlağın tümünün alınması ve boğaza kalıcı bir nefes borusu deliği açılması gerekebilir ama bu durumlarda da bile sonuçlar ve yaşam süresi çok yüz güldürücüdür. Boyun lenf bezleri için boyun lenf bezi ameliyatları, ışın tedavisi yapılabilir. Gırtlağı tamamen alınmış kişilerin konuşabilmesi için yemek borusundan konuşma, içerden cihaz takılması veya dışardan cihaz kullanılması tedavi yöntemleridir.

Boyun Diseksiyonu Nedir Niçin Yapılır?

Boyunda kasları, damarlar ve yemek borusu, yutak, tiroid gibi organları örten zarlar (fasya) vardır. Bu zarların altında ve üstündeki boşluklarda lenf damarları ve lenf bezleri bulunur. Lenf bezleri, yabancı hücrelerle ve mikroplarla mücadelenin yapıldığı yerlerdir. Baş ve boyundaki tüm dış ve iç organların bu lenf bezlerine giden lenf damarları ağı vardır. Dolayısıyla yüzdeki bir sivilceden de, bademcik iltihabından da lenf bezlerinde de iltihap oluşabileceği gibi, bu bölgedeki tümörlerin hücreleri de bu lenf bezlerine gidip oradaki savaşı kazanarak kanser dokusu oluşturarak lenf bezlerinde büyümeye sebep olabilmektedirler.

Baş ve boyun bölgesinde bulunan tümörler boyunda lenf bezlerine sıçradığı zaman, bu lenf bezleri ve lenf kanallarının temizlenmesi için yapılan ameliyata boyun diseksiyonu denir.

Horlama ve Uyku Apnesi Cerrahisi

Uyku dönemi bedenin tüm faaliyetlerinin yavaşlayıp, azaldığı günlük ritmin gece dediğimiz dönemini kapsar. Akşama doğru beden yorulduğunda, bedensel fonksiyonları azalmaya başlayıp birkaç saat sonra başlayacak uykuya hazır hale gelir. Uyku dönemi yorulmuş, yıpranmış dokuların bir nevi yenilenip onarıldığı dönemdir. Dolayısıyla yeterli solunum ve oksijene ihtiyaç duyulur.

Uyku apnesi ise uykuda iken solunumun en az 10 saniye süreyle durması ve bunun saatte 5 ve üzeri kez tekrar etmesi durumudur. Bunu kısa süreli hastanın fark edemediği uyanma dönemi (arousal) takip eder. Uyuma ve uyanma ile geçen uyku, bedenin dinlenmeden yorgun bir şekilde kalkmasına sebep olur.

Solunumun durması döneminde oksijen alınamaması başta beyin olmak üzere tüm organizmayı etkiler. Solunum kaslarının aşırı çalışmasına bağlı olarak da, hasta hem yorgun hem de konsantrasyonu bozuk bir halde uyanır. Günlük aktivite kalitesi azalır. Hasta fırsat buldukça uyuklar. Karar verme ve çözümleme yeteneğinde azalma, konsantre olamama nedeniyle başarısızlık, mutsuzluk, bıkkınlık ve kazalara meyil artar. Kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon akciğer hastalıkları varsa ağırlaşmaya, yoksa bunlara zemin oluşmaya başlar.

Horlama uykuda soluk alış verişin sesli veya gürültülü bir şekilde gerçekleştirilmesidir. Beraberinde genellikle apne de vardır. İster horlama ister apne olsun, sebep soluk havasının girip çıktığı yolun herhangi bir yerinde oluşan daralma veya tıkanıklıktır. Bu tıkanıklığın en önemli sebebi burundur. Burun tıkanıklığının da en sık nedeni burun boşluğunu ortadan ikiye bölen kemik ve kıkırdak yapının (septum deviasyonu) eğriliğidir. Boğaz ve damağa ait durumlarda (küçük dil sarkması gibi) apne ve horlamaya sebep olabilirler. Aşırı kilo alınmasına bağlı boyun bölgesinde ve dilde kalınlaşma da horlamaya neden olabilir. 

Horlama ve Apne Nasıl Değerlendirilir?

İlk aşamada iyi bir kulak burun boğaz muayenesi zorunludur. Polisomnografi (uyku testi), hastanın bir klinik ortamında bir gece yatırılıp uyutularak, solunum kalp, damar ve beyin fonksiyonlarının değerlendirildiği,  ve sonuç olarak saat başına düşen ortalama nefes kesilme sayısının belirlendiği en önemli tanı yöntemidir.

Apnenin ve horlamanın tedavisi, tıkanmaya sebep olan şeyin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun için tıbbi veya cerrahi yöntemler uygulanır. Ameliyat ve diğer solunum destek cihazı kullanılmasından önce ilk denenmesi gereken önlemler, kişinin kilo vermesi, apne ve horlamayı artıran sigara ve alkolün bırakılmasıdır.

Septum ameliyatları, konkaların radyofrekansla veya cerrahi yoldan küçültülmesi, burun etlerinin alınması, burun yapışıklıklarını açma, burun kanatlarını düzeltici cerrahiler, geniz eti ameliyatları, iyi veya kötü huylu tümörlere yapılan cerrahi girişimler, yumuşak damağa radyofrekans uygulanması veya cerrahi yoldan küçültülmesi, bademciklerin alınması, dil kökü küçültücü müdahaleler harlama ve apne tedavisinde kulak burun boğaz hekimlerinin başvurduğu yöntemlerdir.

Koklear İmplant (Biyonik Kulak) Uygulanması

Koklear implant, çok ileri derece işitme kaybı olan kişilerde takılan elektronik bir cihazdır. Koklear implant sıklıkla "biyonik kulak" olarak da adlandırılmaktadır.

Koklear implant, iç kulakta bulunan koklea (salyangoz) içindeki işitme hücrelerinin zarar görmesine bağlı çok ileri derece işitme kaybı olan kişilerde işitmelerini geri kazanmalarını sağlayan, iç kulağa ameliyatla yerleştirilen elektronik bir cihazdır. Koklear implant ile doğal duymaya yakın bir işitme sağlanabilir.

Koklear İmplant Nasıl Takılır

Koklear implant cihazı 2 parçadan oluşmaktadır. İç parçası ameliyat ile takılmaktadır. Alıcı kısmı kulağın arkasındaki saçlı cilt üzerine yerleştirilir ve iç kısmı olan elektrod kısmı koklea (salyangoz) içine takılır. Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve yaklaşık 1 saat sürmektedir. Hastanede tahmini yatış süresi 2 gecedir. Bir hafta gün aşırı pansuman yapılır. Eriyebilen dikişler kullanıldığı için dikiş alınmasına gerek kalmamaktadır. Bir hafta içinde ameliyat bölgesi tamamen iyileşmektedir.  Ameliyattan yaklaşık 3 hafta sonra dış parça yerine takılmaktadır. Dış parça ameliyata gerek olmadan normal işitme cihazı gibi kulak arkasına yerleştirilir, burada bir mıknatıs yardımıyla cildin altındaki parça tarafından yerinde t

Koklear İmplant Nasıl Çalışır

Dış parça üzerinde bulunan mikrofon aldığı sesi iç parçaya iletmektedir. İç parça üzerinde bulunan ses işlemcisi ise aldığı sesleri elektrik uyaranlarına çevirir ve bu elektrik uyaranları direkt iç kulaktaki sinir hücrelerine iletilir. Sinir hücrelerinden iletilen elektrik uyaranları işitme merkezine giderek normal işitmeyi sağlarlar. 

Koklear İmplant Sonuçları

Koklear implant takıldıktan sonra hastalar özel eğitim almaya devam etmektedir. Koklear implant ne kadar erken yaşta takılırsa sonuçları o kadar yüz güldürücü olmaktadır. Koklear implant çocuk konuşmayı öğrenmeye başladığı yaşlarda takılırsa (1-3) sonuçlar oldukça başarılıdır. İşitmesi ve konuşması hemen hemen normal çocuklar kadar olmaktadır.

Kemiğe İmplante İşitme Cihazı Uygulanması

Kemik İletimli İmplant (Bone Anchored Hearing Device)

Koklear implantlar ve orta kulak implantlarında kullanılan transkütanöz teknoloji artık kemik iletimi uyarımı için de kullanılabilmektedir. Titreşim yayan bir aktarıcıya sahip implant, deri altına yerleştirilir. İmplant dış ve orta kulağı kullanmadan direkt içi kulağı uyarmaktadır. Doğrudan uyarımla kemik iletimi ile diğer kulaktan da işitme yardımı sağlanacağından, odyolojik açıdan mükemmel sonuçlar elde edilir.

Estetik olarak da cazip bir çözümdür. İmplant tamamen derinin altında olduğundan, dışarıdan görülmez. Ses işlemcisi ise oldukça küçük olup, saçın altına takılarak göze çarpmadan kullanılabilir.

Nasıl Takılır?

Kemik iletimli implantlar, genel anestezi altında takılmakta olup işlem süresi yaklaşık 45 dakika sürmektedir. Hasta genellikle 1 gece yatırılmaktadır. Bir hafta boyunca gün aşırı pansuman yapılır. Bir haftanın sonunda ameliyat bölgesi tamamen iyileşmektedir.

Sonuçlar

Doğrudan uyarımla kemik iletimi ile diğer kulaktan da sağlandığından dolayı geleneksel işitme cihazlarına oranla çok daha iyi sonuçlar elde edilmektedir.

Ses Bozuklukları Tıbbi ve Cerrahi Tedavisi

Ses Tellerinin İyi Huylu Tümörleri

Ses Teli Polibi

Genellikle bir akut ses travmasını (bağırma gibi) takiben ses teli epiteli altına olan kanamayı takiben gelişen bir lezyondur. Hemen daima tek taraflıdır. Daha çok orta yaşlı erkeklerde görülür. Şikayet olarak ses kısıklığı oluşturur. Tedavisi cerrahi eksizyondur.

Ses Teli Nodülü

Sesi uzun süre yanlış kullanma sonucu gelişen, tipik olarak ses tellerinin birbirlerine en fazla sürtündüğü 1/3 ön-2/3 arka birleşim noktasında gelişen çift taraflıdır kalınlaşmalardır. Şarkıcı nodülü adı da verilmektedir. Profesyonel olarak sesini kullanan meslek gruplarında (öğretmen, ses sanatçısı, politikacı, pazarcı gibi) daha sık görülür. Şikayet olarak ses kısıklığı oluşturur. Tedavisi öncelikle konuşma terapisidir. Konuşma terapisinde kişiye ses tellerini ve nefesini doğru kullanma teknikleri eğitimi verilir. Ses terapisine cevap vermeyen ilerlemiş nodüller ameliyatla  alınır.

Kontakt Granülom ve Entübasyon Granülomu

Kontakt granülom, erkeklerde, genellikle orta yaşlarda görülür. Daha çok ses tellerini uzun süre zorlamaya bağlıdır ve böylelikle kadınlardaki ses teli nodülüne karşılık gelir. Entübasyon granülomu ise, bir genel anestezi sırasında ağızdan nefes borusuna tüp yerleştirilmesinden birkaç hafta sonra ortaya çıkar. Şikayet olarak ses kısıklığı oluşturur. Tedavisi öncelikle konuşma terapisidir. Ses terapisine cevap vermeyen fibrotik nodüllerde cerrahi eksizyon yapılır.

Ses teli kistleri

Seröz veya müköz içerikli, ince duvarlı bu kistler hemen tamamı ses teli mukozasanın hemen altında bulunur, seyrek olarak derinde ses teli kaslarının içerisine yerleşirler. Gelişme nedeni olarak öncelikle ses tellerinin yüzeyindeki mikroskobik salgı bezlerinin ağızlarının tıkanması sorumlu tutulmaktadır. Şikayet olarak ses kısıklığı oluşturur. Tedavisi cerrahi olarak kistlerin çaıkarılmasıdır.

Ses Teli Papillomu ve Juvenil Papillom (Papillomatozis)

Papillomların gelişiminde Human Papilloma Virüs tip 6 ve 11’in sorumlu olduğu düşünülmektedir. Daha çok orta yaştaki erkeklerde görülür. %20'lere varan oranlarda gırtlak kanserine dönüşebilmektedir. Ses kısıklığına neden olur. Sesin kalitesinin düzeltilmesi ve solunum yolunun açılmasına yönelik cerrahi işlemler uygulanır. En etkili tedavi yolu, genel anestezi ile papillomun CO2 lazer ile kitlenin yakılmasıdır. Ayrıca sistemik interferon tedavisinin de faydaları bildirilmiştir.

Displazi

Lökoplakiler (beyazımsı, kalınlaşmış mukoza sahaları), hiperkeratozlar (griden kırmızıya dek değişen renklerde mukoza kabalaşmaları, kalınlaşmaları) sigara içenlerde ve kronik larenjitlerde daha sık görülür. Fizik muayenedeki görünümleri ile kanserden ayırdetmek zordur o yüzden mutlaka  ameliyatla çıkarılıp patolojik inceleme yapılmalıdır. Patoloji sonucunda kanser çıkmasa bile bu hastalar gırtlak kanseri gelişme riskinin fazla olması nedeniyle sıkı takip edilmelidir.

Basarili
Basariyla tamamlandi
Uyari
Bir uyari ile karsilasildi.
Hata
Bir hata ile karsilasildi.