İç Hastalıkları

Dahiliye bölümü tüm klinik branşlarına temel teşkil eden bir disiplindir. Dahiliye bölümüne ait tüm dallarda alanında uzmanlaşmış hekimler ve ilgili sağlık personellerinin yanı sıra ileri tanı ve tedavi yöntemleri  ve ileri tıbbi teknolojilerin sağladığı imkanlarla; kişiye en uygun ve etkin sağlık hizmetinin verilmesi amaçlanmaktadır. 

Genel dahiliye hizmeti; ayaktan poliklinik muayeneleri,  yatan hastaların tedavileri, ameliyat öncesi hazırlıkları ve gerekli girişimleri, acil servis ve check-up'ı kapsayan bir merkez olarak gelişen yenilikçi hizmet anlayışını sürdürmektedir. 

Kolan Hospital Group bünyesinde her yaşa, cinsiyet ve şikayetlere göre özel ayarlanmış check-up programları uygulanmaktadır. Check-up programları kapsamında, uzman hekim tarafından yapılan fizik muayeneler, detaylı laboratuvar (kan, idrar, dışkı tahlilleri), radyolojik ve kardiyolojik tetkikler ile birlikte ileri teknoloji ürünlerinin sağladığı tüm imkanları kullanılarak hizmet vermektedir. 

İç Hastalıkları bölümü; teşhis ve  tedavi ünitesi,  tıbbi teknolojik uygulamalarının yapıldığı uluslararası bir merkez olmayı hedeflemektedir. 

İç hastalıkları 6 ana bölümden oluşan bir bilim dalıdır. 

  • Endokrinoloji (Hormon Hastalıkları)
  • Gastroentenoloji ( Sindirim Sistemi Hastalıkları)
  • Romatoloji (Romatizmal Hastalıklar)
  • Nefroloji (Böbrek Hastalıkları ve Hipertansiyon)
  • Hematoloji (Kan Hastalıkları)
  • Onkoloji (Selim Tümörler ve Kanser Hastalıkları) 

Ayrıca dahiliye ünitesi yaşlı bireyler için "Kapsamlı Geriatrik Değerlendirme Programı" uygulamaktadır. Gerekli durumlarda nöroloji, psikiyatri, ortopedi, göz, kulak burun boğaz, fizik tedavi gibi ilgili uzmanlık dalları ile konsültasyon yapılmaktadır. 

Diyabet 

Diabetes mellitus (Şeker hastalığı) yada yalnızca diyabet olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kan glukoz(şeker) seviyesinin yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. 

Diyabet, ya insülin üretiminin az olması veya olmaması (Tip 1 diyabet) ya da insülinin etkisine karşı direnç gelişmesiyle (Tip 2 diyabet) veya gebelik sırasında (gestasyonel diyabet) oluşur. Görmenin bozulması, açıklanamayan kilo kayıpları veya kilo artışı, yorgunluk ve enerji metabolizmasındaki değişiklikler ise diyabetin öteki belirtileridir. İnsülinin şırınga, insülin pompası ya da insülin kalemleri ile enjekte edilmesi Tip 1 diyabetin en temel tedavi yöntemidir. Tip 2 diyabet ise egzersiz, yaşam tarzı değişikliği, diyet, antihiperglisemik (şeker düşürücü) ilaçlar ve insülin takviyesi ya da bunları bir arada kullanarak kontrol altında tutulur. 

Diyabetin kendisi ve diyabette kullanılan tedavi yöntemleri pek çok komplikasyonlara yol açabilir. Eğer hastalık iyi kontrol ve takip edilmezse hiperglisemi,ketoasidoz ya da nonketotik hiperozmolar koma gibi(Şeker koması) acil komplikasyonlar gelişebilir. Hastalığın uzun sürede ortaya çıkan (kronik) komplikasyolarının başlıcaları ise; dolaşım sistemi (kalp, kardiyovasküler) hastalıkları (hipertansiyon, kalp yetmezliği ve ateroskleroz-damar tıkanıklığı- gibi), kronik böbrek yetmezliği (nefropati), körlüğe sebep olabilen retina hasarı (retinopati), çeşitli tiplerde sinir hasarları (periferik nöropati), yara iyileşmesinin gecikmesi ve impotansa (cinsel problemler,cinsel isteksizlik vb.) sebep olan mikrovasküler bozukluklar sayılabilir. Özellikle ayaklarda gelişen dolaşım bozukluklarının sonucu olarak ortaya çıyara iyileşmesinin gecikmesi, ampütasyon(ayağın kesilmesi) ile sonuçlanabilir. 

Endokrin 

Vücudumuzun sağlıklı çalışmasını düzenleyen pek çok Hormon ve bunları salgılayan organlar bulunmaktadır. Endokrinoloji, bu Hormonların az veya fazla üretilmesiyle ortaya çıkan hastalıkları inceler. 

Bu Gruptaki Başlıca Hastalıklar Şunlardır

  • Diyabet (Şeker Hastalığı)
  • Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
  • Troid Hastalıkları (Guatr, vb.)
  • Böbrek Üstü Bezi Hastalıkları
  • Obezite (Şişmanlık)
  • Osteoporoz (Kemik Erimesi)
  • Kolesterol yüksekliği, trigliserid yüksekliği
  • Kıllanma 

Genel Dahiliye

Genel Dahiliye Bölümünde konulan teşhis doğrultusunda gerektiğinde gerek iç hastalıkları üst ihtisas branşları olan -endokrinoloji, nefroloji,hematoloji, gastroentroloji, romatoloji,ve gerekse kardiyoloji, göğüs hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, nöroloji, tüm cerrahi bölümler, psikiyatri bölümleri ile işbirliği içinde, gerektiğinde hastayı ilgili bölümlerle istişare ederek hastanın tüm sağlık problemlerinin çözümü için uğraşır.

Genel Dahiliye hizmeti poliklinik muayeneleri, yatarak takip ve tedavi yanında check-up'ı da içerir. Check-up kişinin herhangi bir şikayeti olmaksızın belirli periyotlarla yapılan ve kişinin cins, yaş ve artan risk faktörleri doğrultusunda yapılan geniş kapsamlı sağlık taramasıdır. Check-up'lar sayesinde birçok hayati önem taşıyan hastalıkların tanısının mümkün olan en erken dönemde konulabilmesi hastalıkların tedavi başarı olasılıklarını arttırabilmektedir.

Gastrointestinal Rahatsızlıklar

  • Reflü Hastalığı
  • Gastrit
  • Mide Ülseri, Mide Kanamaları
  • Hazımsızlık
  • İshaller
  • Kolitler ( Ülseratif Kolit, Chran )
  • Kabızlık, Basur ( Hemoroit )
  • Karaciğer Hastalıkları ( A,B,C Hepatit, Siroz, Karaciğer Yağlanması. Sarılıklar )
  • Safra Kesesi Taşları ve İltihapları
  • Ailevi Akdeniz Ateşi
  • Pankreas İltihapları
  • Kanserler ( Yemek borusu, Mide, Barsak, Karaciğer, Pankreas )

Reflü

Halk arasında genellikle reflü olarak bilinen gastroözofagial reflü (GÖR) mide içeriğinin (mide asidi, safra ) yemek borusuna (özefagus) geri kaçmasıdır. Ancak reflü gün içinde sık aralıklarla tekrarladığında, uzun sürdüğünde ve özellikle uyku sırasında oluştuğunda artık patolojik reflü söz konusudur. Bu durum reflünün tipik bulgusu olan göğüste yanma hissi ve yemek borusunda değişik derecelerde olabilen hasarlanmaya yol açar (erezyon ve ülserler). İşte bu durumda gastroözofagial reflü hastalığı’ (GÖRH) veya halk arasında yaygın olduğu şekliyle reflü hastalığından bahsedilir. Uzun süren ve yeterince tedavi edilmeyen reflü hastalığında yemek borusunun alt ucunda darlık oluşabilir ve bu durum reflü hastalarının yaklaşık olarak %10 unda görülür. Başlıca bulgusu yutma güçlüğüdür.

Kronik larenjit, astım ve mide içeriğinin solunum yollarına kaçması sonucunda oluşabilecek daha ciddi problemler reflü hastalığında görülebilecek diğer komplikasyonlardır. Gastroözofagial reflü hastalığının ciddi ve sessiz bir komplikasyonu Barrett özefagusu olarak bilinen durumdur. Barrett özefagusu olan hastalarda yemek borusunda kanser gelişme sıklığı normal populasyona göre 50 kat fazladır. Mutlaka bu semptomları olan kişilerin hekime başvurması takip ve tedavi edilmesi gereklidir.

Gastrit

Gastrit mide mukozasının bir çeşit inflamasyonudur (Yangı).Akut veya kronik olabilir. Kronik gastritin en sık nedeni Helicobacter pylori(HP) denilen mikroptur.

Ülser

Gastrit ilerlerse ve tedavi edilmezse önce erezyon daha sonra da erezyon derinleşerek mide yüzeyinde ülser oluşturabilir.

Gluten Enteropatisi (Çölyak Hastalığı)

İncebağırsak besinlerin sindiriminin ve emiliminin gerçekleştiği önemli bir organdır.Gluten enteropatisi olarak ta bilinen Çölyak hastalığı barsaklarda besin maddelerinin sindiriminin ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Çölyak hastalığı olan insanlar buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta da bulunan bir protein olan ‘gluten’ e karşı hassasiyet gösterirler. Besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla vücutta bu maddelerin eksikliği başlar. Kansızlık, demir eksikliği, ishal, şişkinlik veya kilo kaybı gibi semptomlara yolaçabilir. Çölyak hastalığı olan insanlar glutensiz diyetle beslendiklerinde barsaklarında oluşan harabiyet düzelir, ancak tekrar glutenli gıdaları tüketmeye başlamaları halinde hastalığın bulguları yeniden ortaya çıkar. 

İrritabl Barsak Sendromu (Spastik Kolit)

İrritabl barsak sendromu (İBS) dışkılama alışkanlığında değişiklik, karında şişkinlik hissi, gaz ve karın ağrıları ile giden bir fonksiyonel barsak hastalığıdır.

Bulantı ve Kusma Nedenleri

Gastroenterit: Mide bulantısı ve kusmayı ishal takip ettiğinde olası nedenlerden viral gastroenterit (sindirim sistemi iltihaplanması) akla gelmelidir. Baş ağrısı ve ateş eşlik edebilir. Viral gastroenteritler çocuklardaki mide bulantısı ve kusmanın en sık görülen nedenidir. Bu durum genellikle 2448 saat içinde geçer. Viral gastroenteritin en önemli tedavisi kaybolan sıvıyı yerine koymaktır; bu nedenle hastalara bol bol “temiz” su içmeleri önerilir. Gereken vakalarda kaybedilen sıvı ve elektrolitler damar yolu ile verilir.

  • Gıda zehirlenmesi
  • Gebelik
  • Sindirim kanalında gelişen ülserler, darlıklar ve tıkanmalar, pankreasta gelişen iltihaplar, safra kesesi ve yollarını ilgilendiren iltihap ve tıkanmalar, periton zarının iltihaplanması, apandisit..
  • Enfeksiyonlar
  • Myokard infarktüsü (Kalp krizi)
  • Böbrek ve böbrek üstü bezi hastalıkları
  • Radyoterapi
  • Göz hastalıkları
  • Malign hastalıklar
  • Kafa içi basınç artışına neden olan durumlar (Yüksek tansiyon, beyin kanaması, beyin ödemi veya beyin tümörü..)

Tedavi edilmezse vucutta gerekli olan elektrolitlerin kaybından dolayı (potasyum, klorür..) ciddi Sıvı kaybı,elektrolit bozukluğu,ciddi kilo kaybı,şuur kaybı gelişebilir

İnflamatuar Barsak Hastalığı

İnflamatuvar barsak hastalığı (İBH) deyimi, Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı nı içermektedir. Ülseratif kolit, kalın barsağın iç yüzeyini etkileyen kronik iltihabi hastalığıdır. Crohn hastalığı ise ağızdan anüse kadar gastrointestinal sistemin tüm kısımlarını tutabilirse de daha çok ince barsağın son kısmı (terminal ileum) ve kalın barsakta yerleşir ve ülseratif kolitin aksine barsak duvarının tüm tabakalarını tutabilen bir iltihap oluşturur. İltihabın aktif olduğu dönemlerde barsak iç yüzeyi kırmızı ve şiş, ülsere ve kanamalıdır.

Ülseratif Kolit: ÜK in en çok bilinen semptomları ishal, acil dışkılama hissi, karın ağrısı ve dışkılama birlikte veya dışkılama olmaksızın oluşan rektal kanamadır (rektal kanama = makattan kan gelmesi). Bazı hastalar kendilerini iştahsız, yorgun hissedebilir ve kilo kaybetmiş olabilirler. Kanama genelde hafif olmakla birlikte bazen ciddi seviyede olabilir ve anemi (kansızlık) meydana gelebilir. Eklem ağrısı, gözlerde şişlik ve kızarma ve karaciğerle ilgili problemler görülebilir. Bu problemler kolit düzeldikten sonra iyileşebilmektedir.

Romatolojik Rahatsızlıklar

Romatoloji, genellikle bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması sonucu gelişen romatizmal iltihabı hastalıklar ve diğer kas iskelet sistemi hastalıkları ile uğraşmaktadır.

Başlıca Hastalıkları

  • Romatoid artrit
  • Spondilartropatiler ve ankilozan spondilit
  • Behçet hastalığı
  • Bağ dokusu hastalıkları: sistemik lupus eritematozus, skleroderma, mikst bağ dokusu hastalığı, Sjögren sendromu ve dermatomiyozit, polimiyozit
  • Ailevi Akdeniz Ateşi
  • Akut eklem romatizması
  • Kristal artritleri (Gut)
  • İnfeksiyöz artritler
  • Amiloidoz
  • Metabolik ve dejeneratif hastalıklar: osteoartrit, osteoporoz, osteomalazi ve Paget hastalığı gibi hastalıklar en sık rastlanan romatizmal hastalıklardandır.

Artrit: Eklem ağrısı yanında eklem iltihabını gösteren eklem şişliği, eklem ağrısı,eklem üzerinde sıcaklık artışı, eklem üzerinde kızarıklık veya eklem hareketlerinde kısıtlılık bulgularından bir veya birkaçının da bulunması yani eklem iltihabı durumudur. 

Hipertansiyon

Yüksek tansiyon ya da hipertansiyon, aşırı yüksek tansiyon demektir. Normal kan basıncı değerleri bireyden bireye değişkenlik göstermekle beraber, sırasıyla sistolik (büyük tansiyon) için en çok 130 mm Hg, diastolik (küçük tansiyon) için ise en çok 85 mm Hg olmalıdır.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmhg'dır (milimetre civa).

Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük ,sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Genellikle de normalin üst sınırı olarak kabul edilen değer 140/90 mmhg'dır(milimetre civa).

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur.

Hiperkolesterolemi

Hiperkolesterolemi yüksek kan kolesterol seviyesinin bulunmasıdır. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına yol açar.

Metabolik Sendrom

Metabolik sendrom bir modern yaşam hastalığıdır. Hareketsiz ortamlarda çalışan bireyleri tehdit eden metabolik sendromun görülme sıklığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artış göstermektedir.

Bu sendromdan en çok etkilenen grup, masa başında oturan, beslenmesi düzensiz, yoğun stres altında çalışan kişilerdir.

Metabolik sendrom, yaş ilerledikçe kalp hastası veya şeker hastalığına yakalanma olasılığını arttıran bir durumdur.Hastalık ortaya çıkmadan, hastalığı ortaya çıkaran risk faktörlerini yok etmek gerekir. Bel çevresinde genişleme,tansiyon yüksekliği,tolesterol yüksekliği,kan şekerinde sınırda yükseklik metabolik sendromum belirtileridir.Zamanında müdahele edilmezse Kalp krizi, diyabet, stroke (inme) ve obeziteye yol açabilir.

Risk Faktörleri

                                                                      Kadın                  Erkek

Abdominal Obezite (Bel Çevresi)          > 88 cm                       > 102 cm

Trigliserid                                                  > 150 mg / dL    > 150 mg / dL

HDL-K                                                           < 50 mg / dL                  < 40 mg / dL

Kan Basıncı                                                130/85 mm / Hg            130 / 85 mm Hg

Açlık Kan Şekeri                                         110 mg / dL                  110 mg / dL

 

Tiroid Hastalıkları

Gırtlağın ön ve arka bölümünde simetrik iki parça halinde bulunan, kana t3 ve t4 hormonları salgılayarak vücut salgılarını kontrol eden bezlerdir.

Hipertiroidi belirtileri ellerde titreme, sinirlilik, huzursuzluk, sıcağa dayanıksızlık, çarpıntı, kas zayıflığı ve çabuk yorulma artmış barsak hareketleri ve bazen ishal, diyet yapmaksızın kilo kaybetme, saç dökülmesi deride incelme ve tırnakta kırılmadır.

Hipotiroidi ise genelde halsizlik, yorgunluk, depresyon, dilde büyüme, kuruma ile prezente olur. Genelde kilo alma hastalarda en büyük orunlardan birisidir, Kadınlarda da adet düzensizlikleri ileriye yönelik sorun teşkil eder. Bunun yanında tansiyon artışı ortaya çıkabilir, Hareketlerde yavaşlama ve kabalaşmaya algıda azalmaya neden olur. Bağırsak düzensizlikleri ve sıklıkla kabızlığa yol açar.

Basarili
Basariyla tamamlandi
Uyari
Bir uyari ile karsilasildi.
Hata
Bir hata ile karsilasildi.